EAR içerisinde local dosyaları okumak

Normal bir web projesinde iş kolay. Web Content ya da WEB-INF altına istediğimiz dosyayı koyup ona erişebiliyoruz.

EAR projesinde ise;

File f = new File("talha.xml")

dediğimiz zaman application server’ın root’una düşüyoruz. Sittinsene ulaşamayız o dosyaya artık. Bu yüzden önce classloadera erişmemiz ve bunun üzerinde kaynaklara erişmemiz gerekiyor. Bunun için EAR projesinin altındaki web projesindeki(WAR) bir servletin içinde önce class loader’a erişiyoruz ve sonra buradan istediğimiz kaynağı çekiyoruz.

URL url = this.getClass().getClassLoader().getResource("WEB-INF/LimangoExample.xml");

getClassLoader() dediğimiz anda nereye düştüğümüzü görmek için:

this.getClass().getClassLoader().getResource(".")

‘i kullanabiliriz. Bu URL, EAR içindeki WAR projesinin kök dizinini veriyor. getResource içerisinde de istediğimiz dizine gidiyoruz.

Artık bu saatten sonra normal URL okur gibi okuyabiliriz dosyayı:

StringBuffer buffer = new StringBuffer();
BufferedReader in = new BufferedReader(
new InputStreamReader(
url.openStream()));
String inputLine;

while ((inputLine = in.readLine()) != null) {
buffer.append(inputLine);
}
in.close();

Dosyamız XML ise ve işleri biraz kolaylaştırmak istiyorsak JAXB’nin unmarshaller’ını kullanabiliriz okumak için.

Leave a Comment

Selamün aleyküm

Ben ciddiye alınmaması gereken biriyim, ben bi kere aldım, başıma gelmeyen kalmadı.

Leave a Comment

Türkiye’de Sarışın Olmak – Lan Ben Neyse

her sarışının kendisini brad pitt veyahut kıvanç tatlıtığ sanması faciasını bir kenara da bıraksak türkiye’de sarışın olmak ve bunun verdiği farklılığı taşıyabilmek tam bir peygamberlik sabrı ister. efendim eğer sarışınsanız sizi beğenecek hatun sayısı türkiye’deki ortalama bir insanınkinin %21′idir. hani şöyle bir hesap yapıyoruz ya, “istanbul’da 100.000 akran hatun olsa, 80.000′inin sevgilisi olsa, kalan 20.000′inin 100′de biri beni sevse kalır 200…” işte bunun %21′ini aldığımızda kalan sayı baya bildiğin 42′dir. yani istanbul’da bizi sevebilecek 42 hatun var. bunların yarısı sizin kıvanç tatlıtuğ’a “ay o kadar da benzemiyormuş”unuzu anlasa kalır 21. istanbul’un yüzölçümüne oranlarsan bunu kendini karaköy’de veya ataşehir’de bulursun.
 

Comments (1)

Der Prozess – Franz Kafka

dilimize “dava” adıyla çevrilen franz kafka romanı.

en güzel yanı, ezici bir çoğunluğun bu kitabı “bürokrasinin eleştirisi” olarak algılamasına rağmen çok farklı alegoriler ile ilişkilendirenlerin de olması. ben de kendimce ( kafka’nın yaşamını da göz önünde tutarak ) yaptığım çıkarımları özetledim naçizane.

dava, insanın bir “kul” olarak yargılanışını anlatıyor.

» Continue reading “Der Prozess – Franz Kafka”

Leave a Comment

Bir Mühendisin Namütenahi Zevk Dolu Yaşamı

kendi üzerimden bir genellemeye gidicem şimdi. tümevarasım var.

sosyal hayatta başarılı olmak istiyorsak kendimizi sevdirmeli ve toplumda bizi kabul etmiş insanların varlığını kanıtlayarak bunlara yenilerini eklemeliyiz. değil mi zuzucuklarım?

kendini sevdirdiğini göstermenin en iyi yolu bir sevgiliye sahip olmak.

» Continue reading “Bir Mühendisin Namütenahi Zevk Dolu Yaşamı”

Leave a Comment

Muazzez İlmiye Çığ – Ama Bir Güç Var?

allah gecinden versin yarın bir gün kaybedersek kendisini, düşünen bir insanı kaybetmenin vereceği acıyla ardından gözyaşı dökeceğiz. kendisini kaybettikten sonra arkasından eleştirmenin karaktersizlik olduğunu düşündüğümden ve badem gözlü olacağını bildiğimden dolayı hakkında şimdiden bir kaç kelam etmek istiyorum.

“kuran, incil ve tevrat’ın sümer’deki kökeni” adında bir kitap yazmış. bu kitabın 95. sayfasında “…görüldüğü gibi din kitaplarına tanrı sözü olarak giren bu konu ile sümer efsanesi arasında küçümsenemeyecek benzerlikler var” diyerek kutsal kitapların tanrı kelamı olmadığını, sümer mitolojisinden apartılmış hikayeler olduğunu açıkça söylüyor. tamam.

» Continue reading “Muazzez İlmiye Çığ – Ama Bir Güç Var?”

Leave a Comment

Saplar Ordusunun Arasında Felsefe Yaparak Dikkat Çekmeye Çalışan Genç, Doğru Yolda mısın?

masadasın, erkeklerin dikkatini çekebilecek güzellikte bir kız var yanınızda. kızla daha önceden tanışıklığın yok ama ilgisini çekmek, masadan kalkınca unutulmamak istiyorsun. masanda esmer(opsiyonel), uzun saçlı ve eli yüzün düzgün ya da sarışın yeşil gözlü bir eleman varsa adaletsiz, kahpe, kavanoz dipli bir masadasın demektir. çünkü bunlar senden bir adım önde başlayacaktır. ( burada bir de not düşelim, sarışın, yeşil gözlü olmak tam bir bıçak sırtıdır, türkiye’de isen ya çok beğenilirsin bir hatun tarafından, ya da itin götüne sokulursun, çıkarılmazsın. öyle tehlikelidir sarışın yeşil gözlü olmak. yani yakışıklı olan buysa bir şansın var, çünkü yakışıklı olmasına rağmen kızın onu beğenmeme gibi bir ihtimal var) onları alt etmek istiyorsan tekniklerimizden birini kullanmaya derhal başlamalısın.

» Continue reading “Saplar Ordusunun Arasında Felsefe Yaparak Dikkat Çekmeye Çalışan Genç, Doğru Yolda mısın?”

Leave a Comment

Solaris: Bir Felsefi Bilimkurgu

bunun filmi de var. ama filmini izlemeden önce kitabın eleştirisini yapmak lazım. şu bir gerçek, ne zaman ki insanlar bir kitabın filmini çekmekten vazgeçecek, işte biz o gün gerçekten medenileşeceğiz. yapmayın oğlum şu kitaplara film…hem sikindirik filmler ortaya çıkıyor hem de kitabın okunması ihtimalini azaltıyorsunuz. adamı hasta etmeyin!

bunun filmini çekmek istiyorsak, bir dış sesin felsefi çözümlemeleri sürekli okuması, sorular sorması gerekli ki bu koskoca filmi bir “yemekteyiz” konseptine indirgeyebilir. o yüzden muhtemel hayal kırıklığından ötürü filmini izlememeyi düşünüyorum. ne clooney, ne tarkovsky kurtarabilir bu filmleri. (yine de iki filmden birinin başarılı olma ihtimali var, ama düşük işte.)

uzattım. konu, eternal sunshine of the spotless mind’ın tam tersi gibi düşünülebilir. onda insan zihnindeki izlerin silinebileceği gösterilmişti bunda da insan zihninde yer eden imgelerin tekrar vücuda getirilebileceği.

» Continue reading “Solaris: Bir Felsefi Bilimkurgu”

Leave a Comment

Bir Seks Oyuncağı: Batıcı Medenileşme

“Kıçımın aydını” diye literatüre yerleşmiş güzide bir terimimiz var. Bunlar, tüm Türk tarihimiz boyunca reformizmi savunmuş. Ama Atatürk’ün temel aldığı reformizden çok uzak bir şekilde. Bu kıçımın aydınlarının Ermeni soykırımını kabul etmek gibi ilerici ve hümanist (lan?) hareketlerinden sonra bu aydınların geçmişteki icraatlarını düşündüm. Var olanı bozmayı reform sanan bu kişilerin bizi nasıl bir “seks” kölesi haline getirdiklerini…Medenileşelim derken, “metallerin birbirine sürtmesi sırasında çıkan ses gibi bir sesi olan hanımkızcağızlarımızın kaset çıkartmak için yaptıkları”nın aynısını yapmıştık. Onun bunun altına yatmıştık. Yaptık bunu. Gerçekten.

» Continue reading “Bir Seks Oyuncağı: Batıcı Medenileşme”

Leave a Comment

Nietzsche Ağladığında – Irvin D. Yalom

Dr Breuer,
Son derece acil bir sorun için sizi hemen görmem gerekiyor. Alman felsefesinin geleceği sallantıda… Yarın sabah buluşalım.

Bu mektup, gücünü güzelliğinden ve güzelliğinin erkekleri hapsetme yetisinden alan Lou Salome’un özgüveninin, istediğini istediği zaman alabildiğini kanıtlayan bir özgüven patlaması… Bu emredici mektubu tüm Avrupa’da ünü yayılmış olan bir doktora yazması takdire şayan.
» Continue reading “Nietzsche Ağladığında – Irvin D. Yalom”

Leave a Comment