Special message to the visitors

In this area you can put any information you would like, such as: special offers, corporate motos, greeting message to the visitors or the business phone number.

This theme comes with detailed instructions on how to customize this area. You can also remove it completely.

Altı Kurşunlu Rus Ruleti

Archive for 'okuma notları'

Der Prozess – Franz Kafka

dilimize “dava” adıyla çevrilen franz kafka romanı.

en güzel yanı, ezici bir çoğunluğun bu kitabı “bürokrasinin eleştirisi” olarak algılamasına rağmen çok farklı alegoriler ile ilişkilendirenlerin de olması. ben de kendimce ( kafka’nın yaşamını da göz önünde tutarak ) yaptığım çıkarımları özetledim naçizane.

dava, insanın bir “kul” olarak yargılanışını anlatıyor.


Continue reading…

allah gecinden versin yarın bir gün kaybedersek kendisini, düşünen bir insanı kaybetmenin vereceği acıyla ardından gözyaşı dökeceğiz. kendisini kaybettikten sonra arkasından eleştirmenin karaktersizlik olduğunu düşündüğümden ve badem gözlü olacağını bildiğimden dolayı hakkında şimdiden bir kaç kelam etmek istiyorum.

“kuran, incil ve tevrat’ın sümer’deki kökeni” adında bir kitap yazmış. bu kitabın 95. sayfasında “…görüldüğü gibi din kitaplarına tanrı sözü olarak giren bu konu ile sümer efsanesi arasında küçümsenemeyecek benzerlikler var” diyerek kutsal kitapların tanrı kelamı olmadığını, sümer mitolojisinden apartılmış hikayeler olduğunu açıkça söylüyor. tamam.


Continue reading…

Solaris: Bir Felsefi Bilimkurgu

bunun filmi de var. ama filmini izlemeden önce kitabın eleştirisini yapmak lazım. şu bir gerçek, ne zaman ki insanlar bir kitabın filmini çekmekten vazgeçecek, işte biz o gün gerçekten medenileşeceğiz. yapmayın oğlum şu kitaplara film…hem sikindirik filmler ortaya çıkıyor hem de kitabın okunması ihtimalini azaltıyorsunuz. adamı hasta etmeyin!

bunun filmini çekmek istiyorsak, bir dış sesin felsefi çözümlemeleri sürekli okuması, sorular sorması gerekli ki bu koskoca filmi bir “yemekteyiz” konseptine indirgeyebilir. o yüzden muhtemel hayal kırıklığından ötürü filmini izlememeyi düşünüyorum. ne clooney, ne tarkovsky kurtarabilir bu filmleri. (yine de iki filmden birinin başarılı olma ihtimali var, ama düşük işte.)

uzattım. konu, eternal sunshine of the spotless mind’ın tam tersi gibi düşünülebilir. onda insan zihnindeki izlerin silinebileceği gösterilmişti bunda da insan zihninde yer eden imgelerin tekrar vücuda getirilebileceği.


Continue reading…

“Kıçımın aydını” diye literatüre yerleşmiş güzide bir terimimiz var. Bunlar, tüm Türk tarihimiz boyunca reformizmi savunmuş. Ama Atatürk’ün temel aldığı reformizden çok uzak bir şekilde. Bu kıçımın aydınlarının Ermeni soykırımını kabul etmek gibi ilerici ve hümanist (lan?) hareketlerinden sonra bu aydınların geçmişteki icraatlarını düşündüm. Var olanı bozmayı reform sanan bu kişilerin bizi nasıl bir “seks” kölesi haline getirdiklerini…Medenileşelim derken, “metallerin birbirine sürtmesi sırasında çıkan ses gibi bir sesi olan hanımkızcağızlarımızın kaset çıkartmak için yaptıkları”nın aynısını yapmıştık. Onun bunun altına yatmıştık. Yaptık bunu. Gerçekten.


Continue reading…

Nietzsche Ağladığında – Irvin D. Yalom

Dr Breuer,
Son derece acil bir sorun için sizi hemen görmem gerekiyor. Alman felsefesinin geleceği sallantıda… Yarın sabah buluşalım.

Bu mektup, gücünü güzelliğinden ve güzelliğinin erkekleri hapsetme yetisinden alan Lou Salome’un özgüveninin, istediğini istediği zaman alabildiğini kanıtlayan bir özgüven patlaması… Bu emredici mektubu tüm Avrupa’da ünü yayılmış olan bir doktora yazması takdire şayan.

Continue reading…

Gülün Adı – Umberto Eco

Roma İmparator’u Ludwig, kutsal rütbeleri alıp satan, Hıristiyanlığın değerlerine saygısızlık yapan Papa Clemens’i engellemek için İtalya’ya gelmişti. Clemens’in seçimi seçim değil tam bir muamma idi, tepeden inmeydi. Seçim sağlıklı bir şekilde yapılamamıştı çünkü Avignon ile Roma arasında bu konuda bir otorite savaşı vardı. Kıyımlar yaşanmış kardinaller öldürülmüş, kiliseler yakılmıştı. Clemens’ten (saygınlık kazandırmak için Ioannes deniyor) önceki papa da esrarengiz şekilde öldürülmüştü. İmparatorluk için de iki isim birden öne sürülmüştü farklı isimli fakat eşit yetkili kişilerce. Yani aynı taht için iki isim ve bunların üstünde tek bir papa vardı. Durum karışıktı.
Bu arada Napolili Roberto,  imparatorluğun iki imparatorunun da tanınmaması için papaya gerekçeler sunmuş, papa da ikisinin de imparatorluğunu meşrulaştırmamış, böylece kilise devletinin başında kalmayı başarmıştır Roberto.


Continue reading…

Ölümsüzlük – Milan Kundera

Ölümsüzlük, sayfalar boyunca olayları birbirine düğümleyip son sayfalarda da bunları çözüme kavuşturan sıradan bir roman değildir. Böyle olmamasının sebebi romanın kendi içinde ima edilir:

İnsanlar bir zamanlar uzakta yaşayan sevdiklerine özlem duyarlardı. Onlara ulaşmanın zorluğu bu özlemi iyice körüklerdi. Daha sonra yollar inşa edildi. İnsanlar artık uzaktaki sevdiklerine kavuşabilecek olmanın mutluluğunu duyumsuyorlardı ve bu imkanı kendilerine sunan yollara saygı duyuyorlardı. Zaman geçti, insanlar sevdiklerine ulaşılabileceği düşüncesini kanıksamış ve ömürlerini yollarda geçirmeye başlamışlardı. Yollara ve bu ulaşılabilirliğe alışan insanlar artık yolları, sevdiklerine ulaşmalarını engelleyen vakit kayıpları olarak görüyor ve bir an evvel bitmesini istiyorlardı. Oysa ki yollarda durup etraflarına bir baksalar, sonu hiçbir yere varmayan patikalarda yol alıp bilinmeyenleri keşfetseler, buralardaki zamansızlığın, benliği yitirişin keyfine varsalar, yolları bu kadar dert etmezlerdi. Roman için de bu geçerlidir. Ara olaylar bir an evvel okunup bitirilmek istenir, olaylar uzayıp düğümlendikçe can sıkmaya başlar; amaç düğümlerin nasıl çözümleneceğini öğrenmektir. Bu romandaki olayların bir kısmı hayattaki düğümlerden sıkılmış, çözümü yolun sonundaki hedefe ulaşmaktansa, bu düğümlerdeki güzelliği keşfetmeye çalışmak, yalnızlığına, ‘ben’ine ulaşmak istemeye başlayan Agnes’in başından geçmektedir. 


Continue reading…