allah gecinden versin yarın bir gün kaybedersek kendisini, düşünen bir insanı kaybetmenin vereceği acıyla ardından gözyaşı dökeceğiz. kendisini kaybettikten sonra arkasından eleştirmenin karaktersizlik olduğunu düşündüğümden ve badem gözlü olacağını bildiğimden dolayı hakkında şimdiden bir kaç kelam etmek istiyorum.

“kuran, incil ve tevrat’ın sümer’deki kökeni” adında bir kitap yazmış. bu kitabın 95. sayfasında “…görüldüğü gibi din kitaplarına tanrı sözü olarak giren bu konu ile sümer efsanesi arasında küçümsenemeyecek benzerlikler var” diyerek kutsal kitapların tanrı kelamı olmadığını, sümer mitolojisinden apartılmış hikayeler olduğunu açıkça söylüyor. tamam.

kitabın ismi ile içeriğini karşılaştıralım: kitabın hiç bir yerinde incil’e dair bir şey anlatılmamıştır, bu bir. adını değiştirelim: “kuran ve tevrat’ın sümer’deki kökeni”… tevrat’tan yaptığı alıntılar ve karşılaştırmalarda tevrat’a cesurca saldırmıştır, fakat şunu unutmuştur: tevrat zaten tanrı kelamı değildir. incil de. bunu savunan zaten yok, bütünlüğü korunamamış bu kitapların insanlarca tekrar yazıldığı bilinen bir gerçek zaten.

kuran’a yaptığı göndermelerde “…sümer’dekinden biraz farklı olarak”, “…yüzeysel bir şekilde anlatılmış” gibi kaçak saldırılar yapmış. birini örnek vereyim: sümer’deki bir efsaneyi kuran’daki ayetlere benzetmek istemiş. kullanabileceği ayetleri bulamayınca “…ama islam mitolojisinde var bu, turan dursun demiş, kesin doğru yani” diyerek anlatmaya başlamış: gökyüzündeki iki melek yeryüzüne inmiş, burada ikisi de bir kadına aşık olmuş. kadın, “şu şaraptan içerseniz sizinle birlikte olurum” deyince bu melekler de yoldan çıkmış ve kafirlerden olmuş. islam mitolojisinde böyle bir şey olduğunu hiçbir kaynakta görmedim ben. islam inanışında melekler cinsiyetsizdir, aşık olma gibi bir şansları yoktur. hadi diyelim oldu; tüm inanç sistemi içinde şeytandan başka allah yolundan sapmış hiçbir melekten bahsedilmez. yani bu benzetme tamamen yanlış bilgilendirmedir. zaten bir dakika, turan dursun kim lan allasen?

sümer mitleri ile ilahi dinler mitleri arasında benzerlik olduğunu iddia ettiği bir diğer hikaye; ibrahim’in, karısı sara’yı firavun’a kardeşi diye sunarak kendi hayatını kurtarması hikayesi. bu hikaye de kuran’da hiçbir şekilde geçmediği için hadislerden alıntı yaparak konuyu açıyor. hadislerin kaynağı ebu hureyre… ebu hureyre’yi şöyle tarif edelim. bu sahabi, islam’ın doğuşundan yaklaşık 7 yıl sonra islam’ı kabul etmiş ve en çok sayıda hadisi rivayet etmiş zattır. çoğu sahih hadisi rivayet etse de güvenilirliğine gölge düşüren rivayetlerde de bulunmuştur. muhammed bin abdullah’ın kendisinden değil de başkalarından duyduklarını direk ondan duymuş gibi rivayet etmiş; daha sonra çelişkileri kanıtlanınca bunları geri almıştır. hatta bir süre sonra zamanın halifesi hz ömer tarafından, “bi dur, bi soluklan, ne çok hadis biliyormuşsun arkadaş” denerek ikaz edilmiştir. yani iyi niyetlidir, doğrudur ama ilme olan açlığı onu yanlış bilgilere de götürmüştür. sağdan soldan duyduklarını kesin bilgiymiş gibi anlatıp, bir taraftan da ilgilendiği diğer mitolojileri de kafasında harmanlayıp hadis olarak sunmuştur. bu yüzden, diğer güvenilir zatlar tarafından doğrulanmayan rivayetleri yanlış kabul edilebilir. çığ’ın bahsettiği bu mit de başka zatlar tarafından hiç anlatılmamıştır. kısaca, doğruluğu çok muallaktır. (bence kesinlikle yanlıştır)

doğrularından bahsedelim. zira tarafsız bir eleştiri yapıyoruz.

nuh tufanı, insanın yaratılması, adem’in cennetten kovulması, kadının erkeğin kaburgasından yaratılması konularında haklıdır. sümer mitolojisinde geçen mitlerle kutsal kitaplarda geçen hikayeler benzeşmektedir. ama bu tutarlılık, bu bilgilerin tek bir kaynaktan çelişkisiz olarak aktarıldığının bir belgesi de olabilir.

kuran’da bulduğu bir yanlışlık gerçekten de kafa karıştırıcıdır. araf suresi’nde geçen ” sizden öncekilerden kimsenin yapmadığı hayasızlığı mı yapıyorsunuz ” diyerek lut kavminin eşcinselliğinin dünya’da bir ilk olduğunu anlatan sözlerin doğruluğu tartışılabilir. eşcinselliğin çok daha eskilere dayandığı bilinmektedir. (de bulduğun hata bu olsun be hocam. tövbe tovbe.)

toparlayayım. kutsal kitapları yargılamasında hiçbir yanlışlık görmüyorum. yapılmalıdır. ama şöyle de bir şey var: sırf düşündüklerimizin doğruluğunu ispatlamak için var olan felsefi sistemleri kafamıza göre yorumlamak, içine olmayan şeyler katmak, çarpıtmak çok da iyi niyetli değildir. bu yüzden bilim insanlığına saygı duysam da iyi niyetine ve samimiyetine inanmıyorum.